11. KURAN’DA TEBLİĞ
11.01 Açıklama ve Ayetler
Tebliğ kelimesi "Peygamberlere Allah 'tan vahiy mahsulü olarak gelen ilahi hükümlerin hiçbirini gizlemeden ve ilavede bulunmadan aynısını insanlara bildirmek." şeklinde tarif edilmektedir. Peygamberlerde bulunması gereken birtakım vasıflar vardır. O vasıflardan biri de tebliğdir. Tebliğ, her peygamberin varlık gayesidir. Tebliğ olmasaydı, peygamberlerin gönderilişi de manasız ve abes olurdu. Nitekim bütün peygamberler de kendilerine vahyedilen Allah’ın bütün emirlerini kavimlerine bildirmişlerdir. Bütün peygamberlerin gönderildikleri kavimlere Allah'tan aldıkları vahyi tebliğ ettiklerini ve onlara dünya ve ahiret hayatları için nasihatte bulunduklarını görmekteyiz. Bu kutsal görev, Hz. Muhammed'e kadar devam etmiştir.
Kur'an'da zikredilen ayetlerden anladığımız kadarıyla bütün peygamberler Allah'tan aldıkları ilahi mesajları insanlara ulaştırma ve onlara tebliğ etmek için büyük gayret sarf etmişlerdir. Tebliğ görevi bütün peygamberlerin ortak görevlerindendir. Zira tebliğsiz peygamber düşünülemez. Tebliğ vazifesini yapan peygamberler, bu vazifelerinde zorlayıcı herhangi bir yola başvurmamışlar, sadece tebliğ vazifelerini yerine getirmişler ve sonucu Allah'a bırakmışlardır. Zira peygambere düşen, sadece tebliğ yapmaktır.
“Ey Ademoğulları, aranızdan size ayetlerimizi beyan eden/ileten elçiler geldiği zaman, kim korunur ve davranışlarını düzeltirse; artık bunlar için ne korku ne de üzüntü olacaktır.” (7 Araf suresi 35)
“Zira biz, elçileri yalnızca müjdeciler ve uyarıcılar olarak göndeririz. Artık kim iman edip, durumunu düzeltirse onlara korku yoktur ve bunlar üzülmeyeceklerdir.” (6 Enam suresi 48)
““Ey görünür görünmez/bilinir bilinmez iradeli varlıklar topluluğu! İçinizden ayetlerimi size anlatan ve hesabınızla yüz yüze geleceğinizle sizi uyaran elçiler gelmedi mi?” Onlar da “Kendi aleyhimize şahitlik ederiz ki geldiler.” diyecekler. Fakat şu geçici dünya hayatının cazibesi onları aldanışa sürüklemiş ve kâfir olduklarına dair kendi aleyhlerine şahitlik etmiş olacaklar.” (6 Enam suresi 130)
“Eğer yüz çevirecek olurlarsa bil ki biz seni onlara bekçi olarak göndermedik. Sana düşen sadece mesajı apaçık tebliğ etmektir. Biz insana ne zaman katımızdan bir ikramda bulunsak hemen sevinip şımarır. Yaptığı yanlışlar yüzünden başına bir sıkıntı geldiği zaman da nankör kesilir.” (42 Şura suresi 48)
“Eğer siz, Allah’a ve iki ordunun karşılaştığı, hak ile batılın ayrıştığı o gün kulumuza indirdiğimiz vahye Kuran’a ve zafere inanıyorsanız savaşta elde ettiğiniz ganimetlerin beşte birinin Allah’a, Allah’ın mesajlarını tebliğ eden Elçisine ve onun yakınlarına, yetimlere, fakirlere ve yolda kalmışlara ait olduğunu bilin. Zira Allah her şeye bir ölçü koyandır.” (8 Enfal suresi 41)
“Ateşte yüzlerinin ters çevrildiği o gün: – Ah keşke, Allah’a itaat etseydik ve mesajlarını tebliğ eden elçiye itaat edip tebliğ ettiklerini uygulasaydık diyecekler.” (33 Ahzab suresi 66)
11.3 You Tube “Abdullah Ergin Fuzuli” kanalında yayınlanan aynı konuya ilişkin
Sunum Videosunun adresi: https://youtu.be/RAYLH2FsY3w