Kitap Bölümlerine Dön
Kapak
Kitap Bölümü

12. KURAN’DA İMAN VE SALİH AMEL İLİŞKİSİ

12. KURAN’DA İMAN VE SALİH AMEL İLİŞKİSİ


12.1 Açıklama ve Ayetler:


    İman, Güven duyma, emin olma, emniyet içinde bulunma; güvenilir olma, inanılan bir konumda olma, bir kişiye güven besleme, bir kişinin sözünü tasdik etme, bir kimsenin konuştuklarını onaylama anlamlarına gelmektedir. Allah’tan geldiğine dair kesin kanaat getirilen hususlara inanmayı ve teklif içerikleri olan emirlerin tasdik edilmesi anlamındadır.

    Amel ise, sözlükte; iş, çaba, fiil, çalışma gibi manalara gelmekte olup, aynı zamanda, yaşayan bir varlığın gayeli olarak yaptığı iş, hareket olarak da tanımlanmaktadır. Hayatın anlam kazanabilmesi için mutlaka hayırlı faaliyetler gerçekleştirmek zorundayız. Bu hayırlı faaliyetler, belirli bir alanla sınırlı değildir. Bilim, fen, teknik, tıp, iktisat, ziraat ve sanat gibi alanlarda söz sahibi olmak, millî ve manevî değerlerimizi korumak, ancak çok ve metotlu çalışmakla mümkündür. Meşru sınırlar dahilinde yapılan fikri ve bedeni çaba ve çalışmaların tümü, dinimizce saygı değer ve ibadet niteliğindedir. Unutulmaması gereken husus, imana dayalı çaba ve gayretlerin hiçbirinin ahirette zayi olmayacağı, imanla ilişkisi olmayanların ise hiçbir değer ifade etmediğidir. Salih amele dayanmayan iman boş demektir.

    “Gerçekleri örtbas eden kâfirleri şiddetli bir azap beklemektedir. İman edenler, iyi ve güzel işler yapanlara da bağışlanma ve büyük bir mükâfat vardır.” (35 Fatır suresi 7)

    “Ama iman edip, doğru işler yapanlar ve Rablerine yürekten bağlananlar, işte bunlar cennet halkıdırlar ve orada kalıcıdırlar.” (11 Hud suresi 23)

    “İman eden ve imanının gereği iyi ve güzel işler yapanlara, tabanından ırmakların çağladığı cennetler olduğunu müjdele! Ne zaman oradaki rızıklardan rızıklandırılsalar "Bu, daha önce de rızıklandığımız şey!" diyecekler. O rızıklar kendilerine dünyadakilerin bir benzeri olarak verilecektir ve orada onlar için tertemiz eşler de vardır ve onlar orada kalıcıdırlar.” (2 Bakara suresi 25)

         “İman edip, imanının gereği olan doğruları yapanlara gelince; işte bunlar cennet halkıdır. Bunlar da orada kalıcıdırlar.” (2 Bakara suresi 82)

    Yüzlerinizi doğu ve batı yönüne döndürmeniz dindarlık değildir. Fakat gerçek dindarlık Allah’a, ahiret gününe, meleklere, kitaplarına ve nebilere iman eden, ihtiyacı olmasına rağmen malını; akrabaya, yetimlere, yoksullara yolda kalmışlara, yardım için el açanlara, özgürlüğüne kavuşmak için paraya ihtiyaç duyanlara harcayan, namazı kılan, zekâtı veren, sözleştikleri zaman ahitlerini yerine getiren, sıkıntıda, hastalıkta ve savaşta sabredenlerinkidir. İşte davasında sadık olanlar ve Allah a karşı gelmekten sakınanlar bunlardır. (2 Bakara suresi 177)

    Şüphesiz iman edenler, iyi ve güzel işler yapanlar, namazı hakkıyla kılanlar ve zekâtı verenler; onların ödülleri Rableri katındadır. Onlara korku yoktur. Onlar, mahzun da olmayacaklardır. (2 Bakara suresi 277)

    “İnanan ve imanına yaraşır iyi işler yapanlara Allah, mükâfatlarını tastamam verecek hem de fazlasını ikram edecektir… (4 Nisa suresi 173)

 

12.3  You Tube “Abdullah Ergin Fuzuli” kanalında yayınlanan aynı konuya ilişkin

Sunum Videosunun adresi: https://youtu.be/jm2Y3iwCRJs