Kitap Bölümlerine Dön
Kapak
Kitap Bölümü

17.KUR'AN'DA ADALET

14.  KURAN’DA ADALET


17.2 Açıklama ve Ayetler


    Her şeyin dayandığı adalet, en önemli ve temel erdemlerden biridir. Allah, sağlam ve mutlu bir toplum kurulabilmesi için müminin adalet ilkelerine uymasını ister. Allah mutlak adaletlidir ve evrenin kusursuz düzeni bunu göstermektedir. Kur'an, bireylerin, hakimlerin, yöneticilerin, şahitlerin özel ve kamusal konularda adil olmasını ister. Genel olarak bir hak sahibine hakkını vermek anlamına gelen adalet, Kuran-ı Kerim'de iman, denklik, doğruluk, orta yol, eşitlik ve benzerliği ifade eder. Allah, kulları için neyin yararlı olduğunu en iyi bilir. Dolayısıyla insan, O'nun emirlerine uyduğu sürece her türlü hakkı gözetir çünkü İslam'ı uygulamak aynı zamanda adaleti uygulamak anlamına gelir.

    Kur’ân’da ‘adâletin kaynağı ve ilk uygulayıcı olarak Yüce Allah zikredilmektedir. O, açık delillerle peygamberler göndermesinin en temel nedenini, insanlar arasında ‘adâletin sağlanması olarak zikretmektedir.   Dünyada insanlar arasında ‘adâleti sağlama ve Kur’an’ın ilkelerine itaat etme, takva kavramıyla ilişkilendirilmektedir. Bu doğrultuda insanlar, ahirette Yüce Allah tarafından âdil bir şekilde yargılanacaklar ve hak edişlerine göre ödül ya da ceza mekânlarına sevk edileceklerdir. Adâlet kavramının “eşitlik” anlamına istinaden insanlar arasında kanun ve kuralların eşitlik prensibine göre uygulanması, herkesin kanun önünde eşit olması ve hiç kimseye haksızlık yapılmaması hukukta ‘adâletin temel prensibidir.

    Âdil insan olmanın en temel şartlarından birisi, kul hakkından kaçınmaktır. Günümüzde bir ‘adaletsizlik uygulaması olarak görülen adam kayırma, torpil, işi ehline vermeme, iltimas gibi davranışlar son derece korkunç kul hakkı ihlalleri içermektedir.   Kur’an’a göre yöneticilik de yöneticiyi seçmek de birer emanettir. Dolayısıyla seçmen yönetici tercihinde bulunurken âdil davranmak zorunda olduğu gibi yönetim erkini eline geçiren idareci de yönettiği insanlar arasında âdil bir yönetim sergilemek zorundadır. Aksi tutumlar, emanete ihanettir.

    “Ve dengeyi adaletle ayakta tutun sakın dengeyi bozmayın.” (55 Rahman 41)

    “Zira Rabbinin kelimeleri doğruluk ve adalet bakımından tamamlanmıştır. O’nun kelimelerini/hükümlerini değiştirebilecek bir güç yoktur. O’dur her şeyi işiten, her şeyi bilen. (6 Enam suresi 115)

    “İşte bunun için sen bıkıp usanmadan bu tevhide davet et ve emrolunduğun gibi dosdoğru ol! Onların arzu ve heveslerine uyma! Ve şöyle söyle: – Ben Allah’ın indirdiği tüm kitaplara inandım ve aranızda adaletli olmakla emrolundum. Zira Allah bizim de Rabbimiz/sahibimiz, sizin de Rabbinizdir/sahibinizdir. Bizim yaptıklarımızın sorumluluğu bize ait, sizin yaptıklarınızın sorumluluğu da size aittir. Öyleyse aramızda kavga ve nizaya gerek yok. Nasıl olsa Allah, hepimizi bir araya getirecektir. Çünkü dönüş yalnızca O’nadır.” (42 Şura suresi 15)

    “Ey İman edenler! Allah için hak ve adaleti ayakta tutan şahitler olun. Bir topluma olan öfkeniz sizi adaletsizliğe sevk etmesin, adil olun. Bu, sorumluluk bilincine en uygun davranıştır. Allah’ın emirlerine karşı gelmekten sakının. Şüphesiz Allah, tüm yaptıklarınızdan haberdardır.” (5 Maide suresi 108)

    “Ancak Allah, sizinle din uğrunda savaşmamış, sizi yurdunuzdan çıkarmamış kimselerle iyi ilişkiler kurmanızı ve onlara iyi davranmanızı yasaklamaz. Çünkü Allah, iyi davrananları sever.(60 Mümtehine suresi 8)

 

17.3  You Tube “Abdullah Ergin Fuzuli” kanalında yayınlanan aynı konuya ilişkin

Sunum Videosunun adresi: https://youtu.be/m7BmUciqqk4