Kitap Bölümlerine Dön
Kapak
Kitap Bölümü

18. KUR'AN'DA HOŞGÖRÜ

14. KURAN’DA HOŞGÖRÜ

18.1 Açıklama ve Ayetler

    Daima aynı kalan, asıl itibariyle hiçbir zaman değişmeyen ve Kur'an-ı Kerim'le olgunluk zirvesine ulaşan vahiy kaynaklı evrensel dine, bizzat Allah tarafından İslam adı verilmesi bile bu dinin ne derece müsamaha ve hoşgörü dini olduğunu anlatması bakımından son derece önemlidir. Zira sözlükte "İslam" kelimesi; emniyet, güven, boyun eğme, itaat, ihlas, samimiyet, doğrudan ayrılmamak, şaşırmadan yolun ortasından yürümek gibi anlamlarının yanında, hoşgörü ile doğrudan alakalı sulh, barış, anlaşma, uzlaşma gibi anlamları da ihtiva etmektedir. Başta Kur'an-ı Kerim olmak üzere diğer bütün semavi kitapların insanlığa tebliğ edilmesi, varlığın sahibi yüce Allah'ın varlık içinden seçerek, bu semavi kitaplarda ve ilahi elçiler aracılığıyla insana hitap etmesi, insanoğlunu muhatap kabul etmesi de başlı başına insana verilen değerin açık ve net bir göstergesidir.

    İnsan nevi söz konusu üstün konumuna rağmen yaratılan bir varlık olması sebebiyle ancak sınırlı bir ilme ve sınırlı imkanlara sahiptir. Diğer birçok varlıklardan farklı olarak belli bir sınır konulmayan duygular sahibi bir fıtratla beraber hem iyiye hem de kötüye meyledip ikisinden birisini yapma kabiliyetine sahip oluşu sebebiyle de her an şerre düşmeye, günah işlemeye müsait bir yaratılışı vardır. Bununla beraber Allah Teâlâ insanı başıboş, kendi halinde bırakmamıştır. Yüce Allah'ın insanoğluna, Şeytanla beraber yeryüzüne indirilme safhasında vaat ettiği gibi her zaman elçileri vasıtasıyla ilahi hidayet rehberi göndererek insanlığa hidayeti, doğruyu göstermiştir ki, bu da insana gösterilen paha biçilmez lütuf ve rahmetin başka bir göstergesidir.

    İslamiyet gerçekten hoşgörü müsamaha ve tolerans dinidir. Çünkü her vesile ile yumuşaklığı, affetmeyi, iyiliği, hüsn-ü muameleyi, hüsn-ü zannı, merhameti, kardeşliği, muhabbeti ... vs. her türlü güzel ahlakı emredip tavsiye eden bir dindir. Müntesiplerine daima zoru değil kolayı; nefret ettirmeyi değil, müjdeyi tavsiye etmiştir. İnsanlara güçlerinin yetmeyeceği, fıtratlarının kaldıramayacağı şeyi asla yüklememiştir.

         “Biz, gökleri, yeri ve ikisinin arasındakileri ancak gerçek bir amaç için yarattık. Şu bir gerçek ki bu dünyanın sonu o saat elbette gelecektir. Öyleyse onların tavırlarına aldırma ve güzel davran.” (15 Hicr suresi 85)

    “Sen hikmetle ve güzel öğüt Kur’an ile Rabbinin yoluna çağır. Onlarla en güzel bir metotla mücadele et!..” (16 Nahl suresi 125)

   Sen onlara aldırış etme! Selam size! Deyip geç git. Nasıl olsa yakında gerçeği öğrenecekler.” (43 Zuhruf suresi 89)

         “İçinizden maddi imkâna sahip olan iyiliksever kimseler, akrabaya, düşkünlere, Allah yolunda yurtlarını terk edenlere yardım etmeme konusunda yemin etmesinler. Allah’ın sizi bağışlaması hoşunuza gitmez mi? Öyleyse onlar da bağışlayıp hoş görsünler. Zira Allah eşsiz bir bağışlayıcı ve sonsuz rahmet kaynağıdır.” (24 Nur suresi 22)

         “Kendilerine hatırlatılan gerçeklerden bir kısmını da önemsemeyip ihmal ettikleri için onları lanetledik. İçlerinden pek azı dışında, onlardan hep hainlik görürsün. Ama sen yine de onları hoş gör ve onlara aldırma. Şüphesiz Allah, hoş görülü olanları sever.” (5 Maide suresi 13)

 

18.3   You Tube “Abdullah Ergin Fuzuli” kanalında yayınlanan aynı konuya ilişkin

Sunum Videosunun adresi: https://youtu.be/IVpytT6lrV4