29. KUR'AN’DA CİHAT
29.1 Açıklama ve Ayetler:
Cihat kavramının kök fiili olan “cehd” ve “cühd”, her türlü çabayı sarf etmek ve gayreti göstermek anlamlarına gelir. Bir başka ifadeyle cihat; insanın iyi şeylere nail olması veya kötülükleri defetmesi için var gücüyle bütün takatini sarf etmesi manasına gelir. Cihat, Allah tarafından kullarına verilmiş olan bedenî, malî ve zihnî kuvvetleri Allah yolunda kullanmak, o yolda feda etmektir. İnanan kimselerin maddi-manevi bütün varlığını Allah yolunda ortaya koyarak görünen düşmana karşı, şeytana karşı ve nefse karşı yapılan mal, can, dil ve kalp ile yapılan her türlü mücadele ‘Cihat’tır
“Dinde zorlama yoktur…” (2 Bakara suresi 256) ayeti ile de sabittir ki hiçbir insana Müslüman olması için veya Müslüman olanlara dinin rükünlerini uygulatmak için baskı yapılamaz, hele hele şiddete asla başvurulamaz. Müslüman dinini ancak ve ancak Kur’an’a uygun bir şekilde merhametle tebliğ ederek ve insanlara nasihat ederek yayabilir. İslâm’da cihat adı altında topraklar zorla fethedilemez ve masum insanlar katledilemez. İslâm’da fethin gayesi insanların kalplerini Allah sevgisiyle fethetmek ve mazlumlara yönelik baskı ve zulümlere son vermektir. İslâm savaş halinde bile sivillere, yaşlılara, kadınlara, çocuklara dokunmaya müsaade etmez, hayvanlara ve bitkilere dahi zarar verilmemesini ister. Esirlerle ilgili olarak Kur’an “…Onlara tam galip geldiğinizde, bağı sağlam bağlayın (esir alın). Sonra da ya onları karşılıksız salıverin ya da fidyeyle bırakın. Harp, ağırlıklarını bırakıncaya kadar (savaş bitip durum netleşinceye kadar) yapılacak olan budur” (47 Muhammet 4) buyurmuş ve Hz. Peygamber de Bedir savaşı sonrası bir kısım esirleri fidye karşılığı, fidye ödeyemeyecek durumda olan bir kısım esirleri de Müslüman çocuklardan onar kişiye okuma-yazma öğretmeleri karşılığında serbest bırakmıştır. Cihat adam öldürmek değil adam kazanmak, yaşatmaktır.
Allah yolunda savaş ancak düşman saldırısı karşısında müdafaa niyetiyle ve mazlumları korumak, zalimlerin zulmünü sonlandırmak için yapılabilir. İslâm’da esas olan Allah yolunda, Allah’ın emrettiği gibi O’nun rızasına uygun bir şekilde yaşamaktır. Allah yolunda ölmek ise en son tercihtir.
“İşte şimdi siz, Allah yolunda cihat için infak etmeye çağrılıyorsunuz. İçinizden bazı kimseler cimrilik ediyor. Cimrilik eden iyi bilsin ki bu kendi aleyhinedir. Kaldı ki Allah’ın sizin malınıza mülkünüze ihtiyacı yoktur, bilakis siz tüm ihtiyaçlarla O’na muhtaçsınız…” (47 Muhammed suresi 38)
“Daha sonra iman eden, hicret eden ve sizin yanınızda cihat edenler, işte bunlar da sizdendir. Bunun yanında bir de akrabalık bağı bulunanlar Allah’ın kitabında/yasasında birbirlerine daha yakındırlar. Şüphesiz Allah, her şeyi bilendir.” (8 Enfal suresi 75)
“Yoksa siz, Allah içinizden kendi yolunda cihat edenleri ve sabredenleri ortaya çıkarmadan cennete girebileceğinizi mi sanıyorsunuz?” (3 Ali İmran suresi 142)
“Allah’a ve Allah’ın mesajlarını tebliğ eden elçisine inanıp güvenmeniz, mallarınız ve canlarınızla Allah davası uğrunda cihat etmenizdir. Eğer bilirseniz bu sizin için mutlak hayırlıdır.” (61 Saf suresi 11)
“De ki: – Babalarınız, çocuklarınız, kardeşleriniz, eşleriniz, akrabalarınız, biriktirdiğiniz mallarınız, kesat gitmesinden korktuğunuz ticaretiniz, hoşnut olduğunuz evleriniz eğer size Allah’tan, Allah’ın mesajlarını tebliğ eden Elçisinden ve Allah yolunda cihat etmekten daha sevimli ve önemli ise Allah’ın emri gelene kadar bekleyin! Zira Allah yoldan çıkan fasık toplumu amacına ulaştırmaz.” (9 Tevbe suresi 24)
29.3 You Tube “Abdullah Ergin Fuzuli” kanalında yayınlanan aynı konuya ilişkin
Sunum Videosunun adresi: https://youtu.be/ISwaG42c5wk