27. KURAN’DA IRKÇILIK VE MİLLİYETÇİLİK
35.1 Açıklama ve Ayetler:
Yüce Allah yaratılışın başlangıcında insanların “tek bir ümmet” olduğunu bildirir. Bu ayetler geniş zaman kipinde okunduğunda “Hala da öyle…” manası çıkar. Nitekim
“Şüphesiz bu (insanlar) bir tek ümmet olarak sizin ümmetinizdir; ben de sizin Rabbinizim. Öyle ise benden sakının” (23 Müminun suresi 52) ifadesi tüm zamanları kapsıyor.
“Ne var ki insanlar kendi aralarındaki işlerini parça parça böldüler. Her gurup kendilerinde bulunan (fikir ve davranış) ile sevinip böbürlenmektedirler.” (23 Müminun suresi 53)
“Kitap verilmiş olanlar, kendilerine ilim geldikten sonra sırf, aralarındaki ihtiras ve aşırılık yüzünden ayrılığa düştüler.” (3 Ali İmrân suresi 19)
Bu gibi ayet-i kerimeler ile farklılaşmanın temel nedenine işaret edilmektedir. Böylelikle tek bir ümmet olarak başlayan insanlık serüveni, insanların “İlahi Emirleri” dinlememesi nedeniyle bugün değişik soy, sop, dil, din, mezhep, ırk, etnik guruplar, kavmiyet, milliyet ve hatta renk gibi varyasyonlarla bölünüp farklılaştırıldı. Ancak bunun da bir hikmeti olduğu belirtildi. Bu noktada İlahi İrade, tek bir ümmet-yoğun kardeşlik bağı içeren başlangıç noktasına, ümmet-i vâhide’ye, insanları zorlayarak dönülmesini istemedi. Herkesin evvel emirde kardeş olduğunu tekrar anlamaları için Yüce Allah insanlara belli bir süre tanıdı. Nitekim
“Ey Muhammed! Sen onları bir zamana kadar, gaflet ve şaşkınlıklarıyla baş başa bırak!” (23 Müminun suresi 54) diyerek rahmet peygamberine bu konuda müdahil olmamasını belirtti. Bunun gerekçesini de
” Eğer Allah isteseydi onları tevhit inancını benimsemiş tek bir ümmet yapardı. Ancak o tercihi insana bırakmış, dileyeni rahmetine dâhil eder. Ama yanlışta ısrar eden zalimlerin ise ne bir velisi vardır ne de bir yardımcısı. (42 Şura suresi 8) diyerek açıkladı.
Böyle yapıldığında ise “O zaman anlaşmazlığa düşmüş olduğunuz şeyler size bildirecektir” (5 Maide suresi 48) ifadesiyle de ayrılığa neden olan konuların bildirileceğini belirtti. Bu ayet-i kerime ile farklılaşarak bir arada yaşamanın bir imtihan olduğu apaçık ortaya konmaktadır.
“Ve topluca Allah’ın ipi Kuran’a sımsıkı bağlanın ve bölünüp parçalanmayın! Allah’ın sizin üzerinizdeki nimetini hatırlayın! Hani siz, bir zamanlar birbirinize düşmanlar idiniz. O, kalplerinizin arasını uzlaştırdı. O’nun bu Kuran nimeti sayesinde kardeşler oldunuz. Siz, bir ateş çukurunun kenarında idiniz de O, sizi oradan kurtardı. Doğru yolu bulasınız diye Allah, size ayetlerini işte böyle açıklıyor.” (3 Ali İmran suresi 103)
“Müminler ancak ve ancak kardeştirler. Öyleyse kardeşlerinizin arasını düzeltin ve Allah’ın bu emri konusunda duyarlı olun ki onun merhametine nail olasınız.” (49 Hucurât suresi 10)
“Ey insanlar! Biz sizi bir erkek ve bir dişiden yarattık. Tanışıp kaynaşasınız/ortak iyide buluşasınız diye sizi milletlere ve kabilelere ayırdık. Allah, katında en şerefliniz/en asil olanınız, ona karşı en duyarlı olanınızdır. Şüphesiz Allah, her şeyi bilen ve her şeyden haberdar olandır.” (49 Hucurât suresi 13)
“Allah, kâfirlere Nuh’un hanımı ile Lut ’un hanımını örnek olarak veriyor. Her iki hanım da iki iyi kulumuzun nikâhı altındaydı fakat onlara iman etmeyerek ihanet ettiler. Kendilerine ateşe girenlerle birlikte ateşe girin denildiği o günde kocaları onları Allah’ın azabından koruyamayacak.” (66 Tahrim suresi 10)
“Bütün varlığı ile Allah’a teslim olan ve sürekli iyilik yapan ve İbrahim’in şirksiz tertemiz tevhid inancına uyan, kimseden daha güzel din sahibi kim vardır. Allah, bu yüzden İbrahim’i Halil/dost edinmiştir.” (4 Nisa suresi 125)
“Ve atalarım İbrahim, İshak ve Yakub’un inanç sistemine uydum. Allah’a ait niteliği, herhangi birine yakıştırmak bize asla yakışmaz. İşte bu, tevhit inancı bize ve tüm insanlara Allah’ın bir lütfudur. Ne var ki insanların çoğu bu nimete şükretmezler.” (12 Yusuf suresi 38)
35 .3 You Tube “Abdullah Ergin Fuzuli” kanalında yayınlanan aynı konuya ilişkin
Sunum Videosunun adresi: https://youtu.be/QXF4S79ESzM