Kitap Bölümlerine Dön
Kapak
Kitap Bölümü

39. KUR'AN'DA İBADET

39.KUR'AN'DA İBADET


39.1 Açıklama ve Ayetler:


    İbadet kelimesi a-b-d kökünden türemiş bir mastardır. Bu kökün ubudet ve ubudiyet şeklinde iki mastarı daha bulunmaktadır. Bu kelime şu anlamlara gelmektedir: "Tapmak, kulluk etmek, itaat etmek, boyun eğmek, alçakgönüllülük etmek, kul edinmek, köle edinmek, birine bağlanıp ondan ayrılmamak." Bu sözlük anlamlarından anlaşılmaktadır ki, ibadet kelimesinin ifade etmek istediği esas mana, kişinin güç ve iktidar sahibi birine karşı boyun eğmesi, itaat etmesi, kendi hürriyet ve bağımsızlığından feragat etmesi, ona karşı her türlü mukavemet ve isyanı terk etmesidir. İşte kulluk ve itaat etmenin gerçek manası budur.

    İbadet, dinin teorik bildirisinde açıklanan iman konularının pratik alanda uygulanması ve gerçekleşmesidir. Dinî tecrübeden kaynağını alan her eylem, dinin pratik anlatımı olarak görülmelidir. İnsanların günlük hayatlarında önemli bir yer tutmaktadır. Bütün dinlerde, icra şekilleri farklı olmakla beraber ibadet vardır. Allah ile kul arasında kurulan ilişkide imandan sonra, ibadet aşaması gelmektedir. Allah Kur'an'da, her şeyi insanın hizmetine sunduğunu, insanları ve cinleri kendine ibadet etmeleri için yarattığını, peygamberleri aracılığıyla insanları imana ve ibadete çağırdığını bildirmektedir. O halde diyebiliriz ki, insanın yaratılış gayesini Allah'a ibadet etme olgusu oluşturmaktadır. Hiçbir şeye ihtiyacı olmayan, kullarının bütün ihtiyaçlarını karşılayan Allah, onlardan sadece kendisine ibadet etmelerini istemektedir. Bu sayede kullar, Allah’a teşekkür etmiş olacak, Allah'ın rızasına kavuşacak, bununla da ebedi kurtuluşa erişeceklerdir.

    Allah'a imandan sonra geldiğini söylediğimiz ibadetin kapsamı geniştir. Çünkü Allah ile kulları arasındaki ilişki açısından ibadet, dar manada belli davranışları, geniş manada ise hayatın bütününü içine almaktadır. Allah ile ilişki kurmak demek olan ibadetin başında, her türlü olumsuzluklardan O'na sığınmak ve güzel bir niyet taşımak önemlidir. Kur’an’da Allah’a ibadet kavramı, tek ilâh olarak O’na inanmak, buyruklarına ve yasaklarına boyun eğmek, koyduğu hükümleri (namaz, hac, zekât, oruç vb.) yerine getirmek, O’nun koyduğu helal ve haramları benimsemek, O’na karşı büyüklenmemek, O’nun hükmüne razı olmak, kısacası hakiki ilah olarak O’nu benimsemek gibi anlamları ihtiva eder.

         “O ölümü ve hayatı, hanginizin daha güzel davranacağını sınamak için yaratmıştır. O mutlak üstün ve yüce olan ve eşsiz bağışlayandır.” (67 Mülk suresi 2)

    “Ve ölüm gelip seni buluncaya kadar da Rabbine kulluğa devam et!” (15 Hicr suresi 99)

    “Ben cinleri ve insanları sadece bana kulluk etsinler diye yarattım. Ben onlardan ne bir rızık istiyorum ne de beni doyurmalarını.” (51 Zariyat suresi 56-57)

    “Yüzlerinizi doğu ve batı yönüne döndürmeniz dindarlık değildir. Fakat gerçek dindarlık Allah’a, ahiret gününe, meleklere, kitaplarına ve nebilere iman eden, ihtiyacı olmasına rağmen malını; akrabaya, yetimlere, yoksullara yolda kalmışlara, yardım için el açanlara, özgürlüğüne kavuşmak için paraya ihtiyaç duyanlara harcayan, namazı kılan, zekâtı veren, sözleştikleri zaman ahitlerini yerine getiren, sıkıntıda, hastalıkta ve savaşta sabredenlerinkidir. İşte davasında sadık olanlar ve Allah'a karşı gelmekten sakınanlar bunlardır.” (2 Bakara suresi 177)


39 .3 You Tube “Abdullah Ergin Fuzuli” kanalında yayınlanan aynı konuya ilişkin

Sunum Videosunun adresi: https://youtu.be/TK0tOGsrS8k