41. KUR'AN’DA ORUÇ
41.1 Açıklama ve Ayetler:
Oruç, farzıyeti konusunda tartışma bulunmayan bedenî bir ibadettir. Sözlük anlamı yemek, konuşmak ve yürümek gibi eylemlerden uzak durmak ve bir şeye karşı kendini tutmak manasına gelen oruç (savm/sıyâm) Terim olarak belli şartları taşıyanların ibadet kastı/niyeti ile fecri sadıktan güneş batışına kadar belirlenen vakitte yeme, içme ve cinsellik gibi biyolojik ihtiyaçlardan uzak durma şeklinde tanımlanabilir. (Muhammed Esed 20 Oruç/Savm teriminin birincil anlamı “kaçınmak” ya da “feragat etmektir; sözcük, buradaki anlam örgüsü içinde, samt (“konuşmaktan kaçınmak”) sözcüğüyle eş anlamlıdır)
Orucun amacı; Kuran’ın inmeye başladığı ayda (Ramazan ayı) korunup-sakınmak, hidayete ermek, doğruyu yanlışı ayırt edebilme yeteneği kazanmak, Allah'ın büyüklüğünü kavramak ve şükretmektir. Ramazan ayında oruç tutmanın amacı bu insanın Kuran'ı kendisine indirmesidir. Kuran öğrenmeye başlaması ve Kuran'ı beynine indirmesidir.
Oruçta amaç ruhun, iradenin eğitilmesidir. Gerçekten de oruç tutarak insan iradesini güçlendirir ve sabretmeyi (zorluklara karşı direnip dik durmayı) öğrenir. Kendisini yaratan Yüce Allah’a yaklaşma fırsatı bulur. Kötülüklerden uzak kalır. Kötülüklerden sakınır. Allah'ın emir ve yasaklarını hatırlar.
Kuran da belirtilenler dışında Oruç ibadetinin başkaca bir şartı yoktur, oruç ile ilgili ayetlerin hepsi alıntılanmıştır.
“Ye, iç, gözün aydın olsun. Şayet herhangi bir beşere rastlarsan, ben O Rahman’a oruç adadım bugün hiç kimseyle konuşmayacağım de!” (19 Meryem suresi 26)
“Ey İman edenler! Sakınıp korunasınız diye oruç, sizden öncekilere farz kılındığı gibi, size de farz kılındı.” (2 Bakara suresi 183)
“Sayılı günlerde... Sizden kim hasta olur veya yolculukta bulunursa, tutamadığı günlerin sayısınca diğer günlerde orucunu tutar. Ona güç yetirenler (!) bir yoksul doyuracak kadar fidye verir. Kim fazladan iyilik yaparsa o iyilik kendinedir. Bu durumda oruç tutmanız eğer bilirseniz sizin için daha hayırlıdır.” (Bakara suresi 184) …
(! “Kaza ile birlikte gücü yeten üzerine fidye vermek, fidyesiz kazadan veya kazasız fidyeden daha hayırlıdır; kaza artı fidyeye gücü yetenlerin ikisini birden yapmaları birini yapmalarından daha hayırlıdır” şeklinde anlamak daha doğrudur.)
“Ramazan ayıdır ki, insanlar için doğru yol rehberi olan ve bu rehberliğin belgelerini taşıyan doğru ile yanlışı birbirinden ayırıp açıklayan Kuran, bu ayda indirilmiştir (indirilmeye başlamıştır). Sizden kim o aya erişirse o ayda oruç tutsun. Kimde hasta olur veya yolculukta bulunursa, tutamadığı günler sayısınca başka günlerde tutsun. Allah, sizin için kolaylık diler, zorluk dilemez. Sayıyı tamamlamanızı ve size doğru yolu gösterdiğinden dolayı Allah’ı tekbir getirerek yüceltmenizi ister. Umulur ki nimetlerin hakkını verirsiniz.” (2 Bakara suresi 185)
“Oruç gecesi hanımlarınıza yaklaşmak size helal kılındı. Onlar sizin iffet örtünüz, sizde onların iffet örtüsüsünüz. Allah, sizin kendinizi zora soktuğunuzu bildi. Bu sebeple Allah sizi bu zorluklardan muaf tuttu ve sizden bu zorlukları kaldırdı; artık onlara yaklaşın ve Allah’ın sizin için meşru olarak verdiğinden yararlanın. Şafağın ak çizgisi kara çizgisinden size göre tam ayırt edilene kadar yiyin için, sonra geceye (güneş batıncaya) kadar orucu tamamlayın. Mescitlerde itikâfta olduğunuz günlerde hanımlara yaklaşmayın. İşte, Allah, insanlara kötülüklerden korunmaları için ayetlerini böylece açıklar.” (2 Bakara suresi 187)
“Haccı da umreyi de Allah için tam yapın. Eğer hac yapmaktan alıkonursanız, oraya kolayınıza gelen bir kurban gönderin. Kurban yerine ulaşıncaya kadar da başlarınızı tıraş etmeyin. İçinizden hasta olan ya da başından bir rahatsızlığı bulunan bir kimsenin fidye olarak ya oruç tutması ya sadaka vermesi ya da kurban kesmesi gerekir. Güven içinde olursanız, hacca kadar umre ile faydalanmak isteyen kimseye, kolayına gelen bir kurban kesmek; bulamayana hac esnasında üç gün, döndüğünüz vakit de yedi gün -ki bu tam on gün eder- oruç tutmak gerekir. Bu, ailesi Mescidi-i Haram ’da oturmayan kimseler içindir. Allah’tan sakının, Allah’ın cezasının şiddetli olacağını bilin.” (2 Bakara suresi 196)
“Allah, düşüncesizce ettiğiniz yeminlerden sizi sorumlu tutmaz ama bilinçli olarak yaptığınız yeminlerden sizi sorumlu tutar. Böyle bir yemini bozmanın keffâreti, kendi ailenize yedirdiğinizin ortalamasından on yoksulu doyurmak veya giydirmek ya da bir köleyi özgürlüğe kavuşturmaktır. Bunları yapmaya imkân bulamayan da üç gün oruç tutar. Bu bozduğunuz yeminlerin keffâretidir. Öyleyse yeminlerinize sadık olun. Şükredesiniz diye Allah, ayetlerini işte böyle açıklıyor.” (5 Maide suresi 89)
“Sizden, hanımlarını annelerine benzeterek boşayan sonra da bu sözlerinden dönmek isteyenlerin cezası, hanımlarıyla ilişkiye girmeden önce bir köleyi özgürlüğüne kavuşturmaktır. Zira Allah, tüm yaptıklarınızdan haberdardır. Fakat kim, bu imkânı bulamazsa onun cezası da peş peşe iki ay oruç tutmasıdır…” (58 Mücadile suresi 3-4)
“…Oruç tutan erkekler ve kadınlar, İffet ve namuslarını koruyan erkekler ve kadınlar, Allah’ı çokça anan erkekler ve kadınlar var ya… Allah, bunlar için sınırsız bir bağış ve muazzam bir ödül hazırlamıştır.” (33 Ahzap suresi 35)
“Bir müminin, diğer bir mümini öldürmeye asla hakkı yoktur. Meğerki yanlışlıkla ola; eğer bir kimse bir mümini yanlışlıkla öldürürse, onun cezası mümin bir köle azat etmek ve öldürülenin ailesine teslim edilen bir diyettir/kan parasıdır. Eğer diyet almaktan vazgeçerlerse öldüren ödemeden kurtulur. Eğer ölen, mümin olduğu halde size düşman bir toplumdan ise, bu takdirde ceza, bir mümin köleyi özgürlüğüne kavuşturmaktan ibarettir. Eğer sizinle aranızda anlaşma bulunan bir toplumdan ise, öldürülenin ailesine teslim olunan bir diyet ve mümin bir köleyi özgürleştirmektir. Fakat kim buna imkân bulamazsa, Allah tarafından tövbesinin kabul edilmesi için iki ay peş peşe oruç tutmaktır. Zira Allah, her şeyi bilen ve doğru karar verendir.” (4 Nisa suresi 92)
“Ey İman edenler! İhramlı iken av hayvanını öldürmeyin. Sizden kim bu yasağı bilerek onu öldürürse, onun cezası, içinizden adil iki kişinin belirlediği evcil hayvanı Kâbe’ye ulaştırarak kurban etmektir. Ya da buna denk bir miktarda yoksulları doyurmaktır veya buna denk bir oruç tutmaktır ki işlediği günahın cezasını böylece çekmiş olsun. Allah, geçmişte yapılanları affetmiştir. Fakat her kim bir daha bu suçları işlerse Allah ona yaptığının acısını tattırır. Çünkü Allah, güçlüdür ve hak edeni cezalandırandır.” (5 Maide suresi 95)
“Eğer sizi boşarsa bakarsınız ki Allah yerinize daha iyi eşler verir. Onlar, Allah’a teslim olan, inanıp güvenen, boyun eğen, ona yönelen, ibadetlerini yapan ve oruç tutan dullardan ve bakirelerden olabilir.” (66 Tahrim suresi 5)
41 .3 You Tube “Abdullah Ergin Fuzuli” kanalında yayınlanan aynı konuya ilişkin
Sunum Videosunun adresi: https://youtu.be/qjOES7ZxXbY