Kitap Bölümlerine Dön
Kapak
Kitap Bölümü

42. KUR'AN’DA HAC VE UMRE

42.   KUR'AN’DA HAC VE UMRE


42.1 Açıklama ve Ayetler:


    Kul, Hac ve Umre ibadetiyle Yaratanına olan bağlılığını gösterecektir. Hac ibadeti, Hz. İbrâhim zamanından beri süregelen bir ibadettir. Kur’an’da Hac suresi tahsis edilmiştir. Müslüman, Hac ve Umre ibadetini yaparken beyaz bir örtüye bürünmekte; bir anlamda kefen giymiş gibi dünyadan uzaklaşmakta ve kurtulmakta, dünyaya ait bütün kazanımlardan soyutlanmış olarak, Yüce Allah’a sığınmakta ve O’nun vereceği her türlü emre razı olacağını ifade etmektedir. İhram, telbiye, tavaf, say ve yaptığı dualar, kıldığı namaz ve okuduğu Kur’an, onu tamamen farklı dünyalara taşımaktadır. Hac ve Umre ibadeti, bilinçli olarak yapılmalıdır.

    Hac ibadeti, “Mekke şehrindeki Kâbe’yi ve civarındaki kutsal sayılan özel yerleri, özel vakit içinde, usulüne uygun olarak ziyaret etmek ve yapılması gereken diğer menasiki (uygulamaları) yerine getirmektir. Hac, baştan sona sembollerle dolu bir ibadettir. Haccın asıl anlamı, hacca özgü şekil ve görüntülerin arkasında yatan manalarda gizlidir. Hac, büyük bir düşünce, mücadele, hesaplaşma, diriliş, kulluk göstergesi ve büyük bir ibadettir. Hac ibadeti, hür, akıllı, baliğ (ergenlik çağına gelmiş), sağlığı yerinde ve hac yolculuğu için gerekli masrafları karşılayabilecek maddî güce sahip olan Müslümanların ömürlerinde bir defa yerine getirmeleri gereken mali ve bedenî farz bir ibadettir. Hac ibadeti için sadece müminler değil insanlık çağrılmıştır.

         “Bir vakit İbrâhim’e Mabedin/Kâbe’nin yapılacağı yeri bildirmiş ve şöyle buyurmuştuk: “Bana hiçbir şeyi ortak koşma. Evimi, onu tavaf edecekler, huzurumda ibadete duracaklar (kıyam), rükûa varıp secde edecekler için her türlü kirden temiz tut!” (22 Hac suresi 26)

   Ve İnsanlar arasında haccı ilan et ki dünyanın dört bir yanından gerek yaya ve gerekse bineklerle sana gelsinler.” (22 Hac suresi 27)

    “Böylece haccın kendilerine sağlayacağı yararlara şahit olsunlar ve belirli günlerde O’nun kendilerine ihsan ettiği kurbanlık hayvanları, üzerine Allah’ın adını anarak kessinler. Artık bu kurbanların etinden hem siz yiyin hem de darda olan yoksula yedirin.” (22 Hac suresi 28)

    “Bundan sonra, uymak zorunda oldukları belli birtakım kısıtlamalara son versinler; [varsa] adaklarını yerine getirsinler ve (Dünyanın) bu en eski Mabedini [bir kere daha] tavaf etsinler.” (22 Hac suresi 29)

     “Safa ve Merve, Allah’ın sembollerindendir. Artık kim Kâbe’yi hacceder yahut umre yaparsa her ikisi arasında gidip gelmenizde bir sakınca yoktur…” (2 Bakara suresi 158)

    “Haccı da umreyi de Allah için tam yapın. Eğer hac yapmaktan alıkonursanız, oraya kolayınıza gelen bir kurban gönderin. Kurban yerine ulaşıncaya kadar da başlarınızı tıraş etmeyin. İçinizden hasta olan ya da başından bir rahatsızlığı bulunan bir kimsenin fidye olarak ya oruç tutması ya sadaka vermesi ya da kurban kesmesi gerekir. Güven içinde olursanız, hacca kadar umre ile faydalanmak isteyen kimseye, kolayına gelen bir kurban kesmek; bulamayana hac esnasında üç gün, döndüğünüz vakit de yedi gün -ki bu tam on gün eder- oruç tutmak gerekir. Bu, ailesi Mescidi Haram ’da oturmayan kimseler içindir. Allah’tan sakının, Allah’ın cezasının şiddetli olacağını bilin.” (2 Bakara suresi 196)

    “Hac belli aylardadır. Kim bu ayda hacca giderse bilmelidir ki; hacda eşler arasında ilişki, günah işlemek ve kavga etmek yoktur. Ne iyilik yaparsanız Allah onu bilir...” (2 Bakara suresi 197)

    “Rabbinizin lütfundan payınızı aramanızda size herhangi bir günah yoktur. Arafat’tan akın ettiği Meş’ari Haramda Allah’ı anın...” (2 Bakara suresi 198)

    “Sonra insanların toplu olarak akıp çağladığı yerden, siz de akın edin ve Allah’tan bağışlanma dileyin. Şüphesiz Allah eşsiz bir bağışlayıcı ve sonsuz rahmet sahibidir.” (2 Bakara suresi 199)

    “Hac ibadetinizi yerine getirince atalarınızı andığınız gibi, hatta daha da kuvvetli bir anmayla Allah’ı zikredin. İnsanlardan kimileri; “Rabbimiz, bize ne vereceksen bu dünyada ver.” derler. Onların ahirette hiçbir nasibi yoktur.” (2 Bakara suresi 200)

    “Allah’ı o sayılı günlerde de anın. Kim iki günde, acele eder de (Mina’daki ibadeti) bitirirse ona günah yoktur; kim de iki günde geri kalsa da sorumlu davranan için herhangi bir günah yoktur. Allah’tan sakının, iyi bilin ki O'nun huzurunda toplanacaksınız.” (2 Bakara suresi 203)

    “Yeryüzünde insanlık için inşa edilen ilk mabet, şüphesiz Mekke’deki mübarek ve toplumlar için rehber olan (Kâbe) dir.” (3 Ali İmran suresi 96)

    “Ey iman edenler, sözleşmelerinizin gereğini yerine getirin. Haram oldukları size bildirilecek olanlar dışındaki bütün hayvanlar size helaldir, bununla birlikte kara hayvanlarını ihramlı iken avlanmanız size helal değildir. Allah, her şey için doğru karar verendir.” (5 Maide suresi 1)

    “Ey iman edenler! Allah’ın dini sembollerine, dokunulmaz kutsal aya, hac kurbanlarına ve gerdanlık takılmış kurbanlık hayvanlara, Rablerinin lütfunu aramak/ticaret yapmak ve O'nun rızasına ulaşmak için Beyti Harama gelenlere saygısızlık etmeyin. İhramdan çıktığınız zaman avlanabilirsiniz. Sizi daha önce Mescidi-i Harama girmenizi engellediği için bir topluma olan öfkeniz, onlara karşı saldırganlığa sebep olmasın…” (5 Maide suresi 2)

    “Ey İman edenler! İhramlı iken av hayvanını öldürmeyin. Sizden kim bu yasağı bilerek onu öldürürse, onun cezası, içinizden adil iki kişinin belirlediği evcil hayvanı Kâbe’ye ulaştırarak kurban etmektir. Ya da buna denk bir miktarda yoksulları doyurmaktır veya buna denk bir oruç tutmaktır ki işlediği günahın cezasını böylece çekmiş olsun…” (5 Maide suresi 95)

    “Hem sizin hem de yolculuk yapanların yararlanması için, suda yaşayan hayvanların avlanması ve yenmesi size helal kılınmıştır. İhramlı olduğunuz müddetçe kara hayvanlarını avlamak da size haram kılınmıştır. Huzurunda toplanacağınız Allah’a saygılı olun.” (5 Maide suresi 96)

    “Allah, Bey tül Haram olan Kâbe’yi, dokunulmaz ayı, (Savaşın yasak olduğu haram aylar) gerdanlıklı ve gerdanlıksız kurban hayvanlarını, dini semboller ve ticari hayatın canlanması için vesile kıldı. İşte bu, Allah’ın göklerde ve yerde olanları bildiğini ve Allah’ın her şeyi bilen olduğunu anlamanız içindir.” (5 Maide suresi 97)


42.3 You Tube “Abdullah Ergin Fuzuli” kanalında yayınlanan aynı konuya ilişkin

Sunum Videosunun adresi: https://youtu.be/7jSq5f8bAvk