49. KUR'AN’DA YALAN
49.1 Açıklama ve Ayetler:
Doğru ve gerçek dururken insanlar neden Yanlış ve yalanlara inanıyor?
İnsanların doğru yerine yalanlara inanması, beynin çalışma şekli, duygusal bağlar ve sosyal gruplar yüzünden olur. Beynimiz hızlı karar vermek ister, korkularımıza uyan hikayeleri sever ve içinde yaşadığımız topluma ayak uydurmak ister. "Ey iman edenler yoldan çıkmış fasığın birisi size önemli bir haber getirdiğinde o haberin doğru olup olmadığını iyice araştırın aksi halde bilmeden bir topluluğa zarar verirsiniz de sonra pişman olursunuz." (49 Hucurat suresi 6)
Beyin ve Düşünce Yapısı
- Kolay yol arama: Beyin, zor ve derin düşünmek yerine hızlıca karar vermeyi seçer.
- Bildiğini koruma: İnsanlar, ilk öğrendikleri şeye veya kendi fikirlerine uyan bilgileri kabul eder; uymayanları reddeder.
- Tekrar gücü: Bir yalan çok fazla kez söylenirse, beyin onu zamanla gerçek gibi hatırlar.
Duygular ve Sosyal Yaşam
- Korku ve öfke: Yalanlar genellikle insanları korkutur veya öfkelendirir; bu güçlü duygular da yalanın hızla yayılmasına yol açar.
- Grup uyumu: İnsanlar, yalnız kalmamak ve sevildiği gruptan dışlanmamak için arkadaşlarının veya ailesinin inandığı yalanları kabul eder.
- Güven: Gerçek bazen çok acı veya karmaşık gelir; yalanlar ise insanlara basit ve rahatlatıcı bir umut verir.
Gerçeğe Yönlendirme Yolları
- Basit ve net bilgi: Doğru bilgiyi karmaşık cümleler olmadan, herkesin anlayacağı sade bir dille anlatmak gerekir.
- Güvenilir kaynaklar: Bilgiyi sunarken tarafsız, dürüst ve kanıtları olan kaynaklar göstermek önemlidir.
- Suçlamadan yaklaşmak: Yanlış inanan kişileri suçlamak yerine onları anlamaya çalışmak ve gerçeği nazikçe göstermek daha etkilidir.
Doğru sözlü olanlar hem Allah katında hem de insanlar nazarında şerefli insanlardır. Yalancılık, insanlar nazarında çok çirkin bir şeydir. Çünkü yalancılık, karşısındakini aldatmaktır. Halbuki insanlar, ihtiyaçlarını başkalarının yardımlarıyla temin edebilirler. Yalancı insanlar arasında anlaşma olmaz. Fertleri yalancı olan bir aile içinde itimat ve emniyet kalmaz.
Yalancılık öyle bir felakettir ki, dünya ve ahirette insanı perişan eder. En şerefli olarak yaratılan insanı sevimsiz, sözüne güvenilmez bir varlık haline getirir. Her duyduğumuzun doğruluğunu araştırmadan her yerde konuşmamalıyız. Her konuştuğunun hesabını vereceğine inanan bir Müslüman, nasıl olur da lisanına, diline sahip olmaz?
İnsanlar arasındaki ilişkiler sevgi, saygı ve güvene dayanır. Doğruluk ve doğru söylemek toplumu kaynaştırırken, doğru ve dürüstlüğün tersi olan yalan ve yalancılık ise insanlar arasındaki saygı ve güveni, dostluk ve arkadaşlığı ortadan kaldırır, hakların kaybolmasına, adaletin yerini zulmün almasına sebep olur. Haklının yerine haksız, haksızın yerine haklı geçer. Birçok ocaklar yalan dolayısıyla söner. Servetler mahvolur gider, insanlar arasındaki karşılıklı güven, sevgi ve saygı duyguları yerlerini kuşku, kin ve düşmanlığa bırakır. Bu yüzden kanlar dökülür, cinayetler işlenir.
Evrensel olarak Yalan dünyanın her yerinde kötü ve yanlış olarak bilinir. Allah adına, Peygamber adına söylenen yalanlara insanlarımız da araştırıp soruşturmadan inanırlar. Halbuki Kuran okusalar o söylenenlerin yalan olduğunu kolayca anlayacaklar!
“De ki: – Uydurdukları yalanları Allah’a isnat edenler asla başarıya ulaşamazlar.” (10 Yunus suresi 69)
“Kendi uydurduğu yalanları Allah’a isnat edenden daha zalim kim vardır? İşte onlar hesap için Rablerinin huzuruna getirildiklerinde şahitler diyecekler ki: İşte Rablerine karşı yalan uyduranlar bunlardır, iyi bilin ki Allah’ın laneti Allah’a iftira eden bu zalimlerin üzerinedir.” (11 Hud suresi 18)
“Kendi uydurduğu yalanı, Allah’a yakıştıran veya ayetleri karşısında yalana sarılandan daha zalim/sapkın kim vardır? Şu bir gerçek ki Allah’a iftira edenler asla iflah olmazlar.” (6 Enam suresi 21)
“Zira O, size sadece leşi, akan kanı, domuz etini ve Allah’tan başkası adına kesilen hayvanların etlerini haram kıldı. Artık bundan böyle gelişi güzel, yalan yanlış konuşarak “Şu helaldir, şu haramdır” demeyin; aksi halde uydurduğunuz yalanı Allah’a iftira etmiş olursunuz. Hiç şüphe yok ki, Allah’a iftira edenler asla iflah olmazlar.” (16 Nahl suresi 115-116)
“Ama ayetlerimize inanmak istemeyen kafirler ve ayetlerimize karşı yalana sarılanlar var ya, işte onlar yakıcı ateşin halkıdır.” (5 Maide suresi 10)
“Ayetlerimize inanmayan ve ayetlerimize karşı yalana sarılanlar; işte onlar yakıcı ateşi boylayacaklar.” (5 Maide suresi 86)
“Gerek Allah’a verdikleri vaatten dönmeleri ve gerekse yalan söylemeleri nedeniyle kalplerindeki nifak ölüp gidecekleri zamana kadar sürecektir.” (9 Tevbe suresi 77)
49.3 You Tube “Abdullah Ergin Fuzuli” kanalında yayınlanan aynı konuya ilişkin
Sunum Videosunun adresi: https://youtu.be/soS24OtYGPs