Makalelere Geri Dön
Makale

KALEM DERGİSİ 8. Sayı Ağustos 1988 Cengiz Duman

03.05.2026 Abdullah Ergin
Makaleyi İndir

CENGİZ DUMAN ÖZ GEÇMİŞİ

1959 yılında Ankara’da doğdu. Aslen Kastamonu’ludur. İlk, Orta, Lise öğrenimini Ankara’da tamamladı. AÜ. İktisat Fakültesi, Kamu yönetimi ikinci sınıftan ayrıldı.

Bundan sonra serbest çalışma hayatına atılan Duman; genel kapsamı Kur’ân kıssaları ve bu kıssaların, Tevrât - İncîl kıssaları ile bağlamı çerçevesinde çok yönlü araştırma ve incelemelere ağırlık verdi. Halen bu yöndeki çalışmalarını devam ettirmektedir. Kurân Kıssaları alanındaki özgün inceleme ve araştırma makaleleri, Türkiye’de önde gelen İslâmi Dergiler ve İnternet üzerindeki çeşitli İslâmi Web Sitelerinde yayınlandı. Ekin Yayınları tarafından Birinci baskısı 2011, ikinci baskısı 2015 yıllarında yapılan “Kur’ân kıssalarının Tarihselliği”; Pınar yayınları tarafından 2013 yılında baskısı yapılan “Kur’ân Perspektifinden Üç Kral İki Peygamber” ve Süleymaniye Vakfı Yayınları tarafından 2015 yılında baskısı yapılan, “Kur’ân Perspektifinden Zülkarneyn ve Ye’cûc Me’cûc”; adlı üç kitab’ı yayınlanmıştır. İnternet ortamı üzerinden dijital olarak yayınlanan; “Dinlerde Arınma İbadeti olarak Gusül” ve “Mecusilik/Zerdüştlük Dîni” isimli iki E- Kitab’ın da yazarıdır. Duman, halen www.kurankissalari.com ve www.kurankissalari.tr.gg Web siteleri moderatörlüğünü sürdürmektedir.


YUNUS'UN (S) ÖRNEK TEVBESİ

Cengiz Duman

1. Balık Sahibi Gibi Olma



Kur'an-ı Kerim'de anlatılan Rasûl'lerin Kıssalarında görülen ortak noktalardan biri de Vahyin iniş dönemi esnasında müşriklerin Müslümanlara uyguladıkları baskılardır.

Resuller'in Risalet görevlerinin toplumlarına açıklamasıyla beraber, müşrikler tarafından yoğun bir baskı ve eziyet kampanyası başlatılır. Hedef: Resûl ve ona uyanların dirençlerini yıkmak ve aynı zamanda Müslümanları kitleye aciz göstermektir.

Resuller yalancılıkla itham edilir. Üs- tünlük heveslisi olarak nitelendirilir. Mecnun denilir. Sihirbaz ve Kâhin olduğu ileri sürülür. İftiranın her türlüsü yapılır. Müslümanlara türlü tuzaklar hazırlanır.

Bütün bu eziyetlere rağmen Rasûl’lerin yapacakları tek hareket; "okuma" (tebliğ) eyleminde "Sabr" etmek, gidişatın seyrini Allah'ın istediği istikamette devam ettirmektir.

Kur'an'ın iniş döneminde de Resulullah’ın elçiliğini ilân etmesiyle beraber geçmişte diğer Resul’lere yapılanlar, "Sünnetullah" gereği tekrar edilmeye başlandı:

"Sen, Rabbi’nin nimeti sayesinde MECNUN DEĞİLSİN." (68/1-2) "Arkadaşınız sapıtmadı ve azmadı.” (53/2)

"Bu, (Kur'an) öğretile gelen bir SİHİRDİR. Bu Kur'an yalnızca bir İNSAN SÖ ZÜDÜR." (74/24-25)

Resulullah’a yapılan bütün iftira ve eziyetlere rağmen Allah, Resul’üne şöyle emreder: "Bizi anmaktan yüz çevirenlere ve dünya hayatından başka bir şey istemeyenlere ALDIRMA." (53/29) "Bundan böyle yalanlayanlara ALDIRMA."(68/8) "...Yanlarından GÜZELCE AYRIL." (73/10)

Resulullah’a yapılan çirkin iftiralara karşı ondan, Müşriklere aldırış etmemesi istenir. Allah, Müşrikler ‘in bu tavırlarına çok üzülen, adeta kendi kendini yiyen Hz. Peygamber'e "Sabr" etmesini, kafirlerin akıbetini kendisine bırakmasını ister:

"Yalanlayanları BANA BIRAK." (68-44) "Yalanlayanları BANA BIRAK; onlara az bir süre tanı. (73-11) "Sen RABB'İNİN HÜKMÜNE KADAR SAB- RET; balık sahibi gibi olma..." (68-48)

Kalem Süresi 48. ayeti kerimede geçen balık sahibi gibi olma..." ibaresi ile Resulullah ve diğer Müslümanlara; geçmişte müşriklerin baskı ve eziyetlerine dayanamayarak toplumunu terk eden YUNUS (s) peygamber kıssası anlatılır.

Allah müşriklerin baskılarına karşı dayanma güçlerinin sınırını zorlayan Resulullah ve ashabının; geçmişte sabretmeyerek hata eden Zü'n-nûn (s) in kıssasından öğüt ve ibret almalarını, Yunus (s)'un aynı hareketine meylet- memelerini "Rabbi’nin hükmüne kadar sabretmelerini ister.

2. ZÜ'N-NÛN

"Doğrusu Yunus da Rasûl'lerdendir." (37-139) Putperest bir toplum içinde yaşayan Yunus (s), Allah tarafından Râsul olarak seçilir. Allah'tan aldığı Vahyi müşriklere iletmesi onları İslam'a davet etmesi için görevlendirilir. "Nuh'a, ondan sonra gelen peygamberlere vahyettiğimiz, İbrahim’e, İsmail’e, İshak'a, Yakub’a, torunlarına, İsa'ya, Eyyûb'a, YUNUS'a, Harun'a ve Süleyman'a VAHYETTİĞİMİZ gibi, Şüphesiz sana da vahyettik." (4-163)

Yunus (s) Risâlet’le vazifelendirildikten sonra büyük bir çaba ile kavmine; putlara tapmamalarını, BIR ve eşi benzeri bulunmayan, doğmamış ve doğurmamış, bütün Alem’in yaratıcısı Allah'a tapmalarını, ona kulluk etmelerini söyler.

Taptıklarının onlara bir faydasının olmayacağını, kendilerine bile fayda ve zarar vermekten aciz durumda olan bu nesneleri terk etmelerini her fırsatta insanlara bildirir.

Yunus (s)'un tüm uyarmalarına rağmen kavmi onun aleyhine bir tutum içine girer. Onun yalancı, büyücü, insanları yönetme heveslisi biri olduğunu öne sürer. Elçiden (olağanüstü) isteklerde bulunarak, bu istekleri yerine getirmesi halinde inanacaklarını iddia ederler.

Bir beşerden başka vasfı olmayan, Rasül'den istedikleri mucizelerin Allah’ın tekelinde olduğunu takdir edemezler.

Her seferinde Rasûl'e el ve dille tacizde bulunarak onun direncini yıkmaya, söylediklerinden vazgeçirmeye uğra- şırlar. Bu baskılar her geçen gün da- ha da artar. Kavmi sanki uyarılarını hiç duymamış gibidir. Karşısında canlılar yoktu da taşlar duvarlar vardı. Yunus (s) bunalıp, sıkıntı içinde bocalar bir halde, ne yapacağını şaşırır. Kavmi söylediklerini hiç duymamış gibidir.

İşte bu aşamada ne oldu ise oldu. Yunus (s) kavmini terk ederek başka bir yöreye doğru yola koyuldu.

3. Yanlış İctihad

Allah, Yunus (s)'un bu davranışını şöyle beyan eder:

"Zü'n-nün hakkında söylediğimizi an. O ÖFKELENEREK GİDERKEN, KENDİSİNİ SIKINTIYA SOKMAYACAĞIMI ZI SANMIŞTI." (21-87)

Enbiya suresindeki bu âyeti kerîmede Yunus (s)'un kavmini terk etmesine sebep olarak öfkelenmesi gösterilir. Rasûlün öfkesi Allah'a değil, toplumuna karşıdır. Âyet'e göre kavmine kızan Yunus (s) "KENDİSİNİ SIKINTIYA SOKMAYACAĞIMIZI SANMIŞTI." ibaresi ile belirtilen; Allah'tan bir emir almadığı halde kavmini terk etti.

Oysa Kur'an'da, Rasûl'lerin kendi toplumlarından ayrılmalarının hep Allah'ın izniyle olduğunu görürüz.

"Biz Mûsa'ya: "Kullarımı geceleyin yo- la çıkar; Şüphesiz takip edileceksiniz" diye vahyettik." (26-52)

"Senin kavminden inanmış olanlar dışında (bundan sonra) kimse iman etmeyecek. Onların yapageldiklerine üzülme. Nezaretimiz altında ve sana bildirdiğimiz gibi gemiyi yap..." (11/36-37)

“Rabbim dedi, beni ve ailemi onların yaptıklarının şerrinden koru. Biz de onu ve tüm ailesini kurtardık. Yalnız arkada kalıp dökülenlerden olan o yaşlı hanımı hariç. (26/169-170-171)

Dolayısı ile Yunus Peygamberin, kavminin akıbeti hakkında Allah’ın emrini beklemeden, yanlış bir içtihatla "Allah'ın, kendisini sıkıntıya uğratmayacağını sanarak" toplumunu terk etmesi Sünnetullah’a ters düşer.

Dolayısı ile Allah, kavmini terk etmesinden Sonra Yunus (s)'u çeşitli musibetlere duçar kılar.

4. Tevbe

Yunus (s)'un kavminden ayrılmasından sonraki olaylar, Kur'an'da şöyle anlatılır:

Dolu bir gemiye kaçmıştı. "Gemide olanlarla karşılıklı Kur’a çekmişti ve yenilenlerden olmuştu. Bu sebeple denize atılmıştı."

KENDİNİ KINARKEN onu bir balık yutmuştu.

"Eğer Allah'ı tesbih edenlerden olmasaydı, tekrar diriltilecek güne kadar balığın karnında kalacaktı. Halsiz bir halde iken kendisini sahile çıkardık. Onun için geniş yapraklı bir bitki bitirdik. Onu, yüz bin veya daha çok kişiye RASUL olarak gönderdik." (37/140-147) Yaptığı yanlışlığın neticesinde Allah, Yunus'u sıkıntıya uğratır. Başına gelen musibetlerin kendi yüzünden olduğunu idrak eden Yunus (s) tevbe eder. Sonunda Allah tövbesini kabul eder ve onu yine Rasûl olarak seçer.

5. Dönüş

Yunus hatasını anlayıp tevbe edenlerden olunca Allah tövbesini kabul eder ve tekrar kavmine Rasûl olarak yollar "Sonunda ona İNANDILAR, bunun Üzerine Biz de onları bir süreye kadar geçindirdik. (37/148)

6. Sonuç

Kur'an'ı imam kabul etmiş olanların, karşılarındaki Müşriklerin ve inkarcıların hal ve tavırları ne olursa olsun mücadelelerini bırakmayarak, toplumlarından kendilerini soyutlamamaları gerekir.

Müşriklerin Kur'an karşısındaki katı tavırlarının belki bir gün Allah'ın hidayetiyle değişebileceğini, unutmamalıdırlar. Allah'ın kesin olarak iman etmeyeceklerini bildirmesi halinde toplumda veya şahıslardan ilişik kesilebilir ki bu da günümüz toplumunda vahyin tekrar gelme olayı olmayacağına göre "okuma" (tebliğ) eylemi kıyamete kadar kesintisiz sürecektir.

Toplumun tavırlarına kızarak tebliğ vazifesinden yüz çevirip, dünya nimetlerine dalan yahut ıssız beldelere kaçma fikrinde olanlara Yunus kıssası en güzel ibarettir. Kur'an'a karşı olanların iman etmelerinden ümit kesenlere; Yunus (s)'un hatasından sonra tekrar Rasûllükle kavmine yollanılışındaki kavminin iman olayı ibret verici bir hadisedir.

Neticede görülen odur ki hayatımızın her safhası Allah'ın takdiriyle gerçekleşmekte onun müsaadesiyle gündemimiz oluşmaktadır. Kendimizi yetkimizin, sınırlarımızın ötesinde görüp küfür-hidayet olayı hakkında gaybi yargılara varmamamız gerekir.

"Bizi anmaktan yüz çevirenlere ve dünya hayatından başka bir şey isteyenlere aldırma..." (53/29) "Yalanlayanları bana bırak, onlara az bir mehil ver." (73/11) "Sen Rabbi’nin hükmüne kadar sabret; balık sahibi gibi olma..." (68/48)